7
Ara
2012
0

Belediyenin Tarihçesi I

Bundan sonraki yazılarımın konusu genelde belediyelerle ilgili olacağı için, bu seferki yazıma, Belediyelerin tarihçesiyle başlamak istedim. Osmanlı imparatorluğu döneminde başlayan ve günümüze kadar devam eden belediyeleşme sürecini kısa ve öz olarak paylaşmaya çalışacağım, umarım faydalı olur.

Osmanlı İmparatorluğu da diğer imparatorluklar gibi yerel demokrasiye yabancıydı. Toplumun yaşam biçimi de demokrasiden ve siyasal katılımdan uzaktı. Dolayısıyla yerel demokrasiden, seçimden, söz etmek mümkün değildir.

Osmanlı şehirlerinin yönetimi ve yargı görevi ilmiye sınıfından olan (kadı) lara bırakılmıştı. Kadı sadece şehrin değil, çevrede köy ve nahiyelerinde mülkiye amiri ve Yargıcısıydı. Osmanlı merkez bürokrasisinin bir üyesi olan kadı, belirli bir süre için tayın edildiği bir bölgede, yargının, kolluk işlerinin, mali görevlerinin ve şehir yönetiminin sorumlusuydu.

Kadılar görev yerlerine kendi özel personeli ile gelir ve kendi personeli ile giderlerdi. Osmanlı şehirlerinde tazimattan önce belediye hizmetleri kadıların yanı sıra vakıflar, loncalar ve mahalle halkı tarafında yerine getirilmekteydi. Vakıflar eğitim, kültür, sağlık ve sosyal yardım hizmetleri verirken, loncalar ise, çarşı Pazar denetimin yerine getirmekteydi. Yani bu günkü zabıtanın görevini o zamanki loncalar yapıyordu. Mahalle halkı ise, ortak gereksinimi olan bekçisini ve temizliği ile ilgilenmekteydi. Belediyelerin oluşma süreci Tanzimat la başladı. Zira ilk belediye teşkilatı bu dönemde kuruldu. Gülhane hattı hümayununun okunuşunu izleyen yıllarda (1839) sonlarında batılı ülkelerle temaslar sıklaşmıştı.

Bu ülkelerde belli sürelerle kalmış olan aydınlar daha sonra yurda döndüklerinde, kaldıkları ülkelerin büyük kentlerinde, görmüş oldukları belediye örgütünün, İstanbul dada kurulmasını arzulamışlardı. Bu arzularını değişik vesilelerle açıklamaya başlamışlardı. Avrupa devletleri de, belediye teşkilatını kurulması konusunda, Osmanlıya baskı yapmaya başladı.

Çünkü Osmanlı toprakları üzerinde iktisadi faaliyetlerini rahatça yapabilmeleri için bu baskılarını sürdürmüşlerdi. Bu arada yeniçeriliğin kaldırılmasından sonra, kadının imkânları önemli ölçüde azalmıştı. Meydana gelen boşluğu doldurmak üzere ve aynı zamanda vergi tahsilâtı ile görevli olmak üzere, İstanbul da iktisap nezareti, eyaletlerde ise iktisap müdürlükleri kuruldu.

Belli bir süre sonra ihtisap nezareti de iktisap müdürlükleri de verimli olamayınca, belediye hizmetleri de tamamen görülemez hale geldi. Belediye modeli, 1854 yılında Kırım savaşından sonra Fransızlardan alındı. Böylelikle ilk Belediye idaresi olan İstanbul şehremaneti kuruldu. Bu idarenin başına da şehremini adı verilen ve padişah tarafından atanan bir belediye başkanı vardı. Başkanın yanında ayrıca 12 kişiden oluşan bir şehir meclisi de mevcuttu.

Meclisin üyeleri de atama yolu ile geliyordu. Belli bir süreden sonra bu kuruluşta pek fazla verimli olamadı. Şehremanetinin çeşitli sebeplerden dolayı başarılı olamayışı değişik alternatifler aramaya yol açtı. Daha sonra intizamı şehir komisyonu kuruldu. Bu komisyona Osmanlı te basından yabancı dil bilen ve Avrupa görmüş Müslim ve gayri Müslim kimselerle, İstanbul da ki yabancılardan tanınmış kimseler üye olarak atandı. İntizamı şehir komisyonu dağılmadan önce (1857) önemli sayılabilecek bazı hususları saptandı.

Bunlardan en önemlisi nizamiye umumiye hazırlandı. Padişah tarafından onanan bu tüzükte İstanbul un on dört daireye ayrılması ve her birin de ayrı bir belediye dairesi kurulması öngörüldü. Devamı gelecek sayıda