7
Ara
2012
0

KENTLİLİK BİLİNCİ

Bir şehrin gerçek sahibi o şehirde yaşayan ve kentle bütünleşen ve kendisini kente ait

hisseden kişilerdir. Kentte yaşayanların kentle bütünleşmesi, kendini kentte ait hissetmesi ve dolayısıyla kentte karşı sorumluluk duygusu taşıdığını göstermektedir. Kentlilik bilinci kentte yaşayanların var olan değişik kimliklerin ordulu adanalı farsalı gibi, bütün bunların yanı sıra birde içinde yaşadıkları şehirle özdeşleşebilen daha açık bir ifade ile İstanbul da yaşayanların aslen ait oldukları memleket kimliklerinin yanında kendilerini İstanbullu olarak ta tanımlayabilmeleri çok önemlidir.

İnsanlar, Kentin yönetimine katılabildikleri oranda, kendileri ile kent arasında anlamlı köprüler kurabilir. İnsanlar kentte, kendi geleceklerini de bulabilmelidirler. Kendi geleceği ile kentin geleceği arasında anlamlı köprüler oluşturanlar, kentin geleceği ile daha yakından ilgilenmeye ve kendi gelecekleri için kentin geleceğini önemsemeye başlarlar.

Dolayısıyla kentlilik bilincinin gelişebilmesi için kentin insanlara gelecek vaat etmesi gerekmektedir.Kentlerimizin problemlerinin çözümünün en önemli şarttı kentlerimizin sahiplerinin ortaya çıkmasıdır. Burada temel sorun kentin gerçek sahiplerinin kim olduğudur.Kentin sahiplerinin gerçek anlamda söz konusu olabilmelerinin yolu, onların kent yönetimine katılımlarından geçmektedir.

Bir insan kentin yönetimine katılabilir ise onu sahiplenme duygusu da gelişecektir. Bu gün şehirlerimizin temel sorunlarından biriside demokratik olmayışıdır. Halkın katılımı dört beş yılda yapılan seçimlerle söz sahibi olması değil, kent yönetimine daha etkin katılımını sağlamaktır. Dolayısıyla, Dernekler olsun, vakıflar olsun hem üyelerinin fazlalığı emde gördükleri işlev bakımından önem verilmesi gereken oluşumlardır.

Ülkemizin içinde yaşadığı hızlı kentleşme ve ekonomik krizlerin doğurduğu sıkıntıların hafifletilmesinde hemşeri dernekleri azımsanmayacak roller üstlenmişlerdir. Köyünden kentte gelen insanlar, kentin karmaşası ve zor hayat şartları içersinde mücadele ederken bu derneklerin yardımlarını görebilmektedir.

Hemşeriler arasında var olan bağlar, dar günlerde birbirlerine yardım elini uzatmalarını sağlamaktadırlar. Fakat burada asıl olan onların aslen ait oldukları kökenlerine ait kimliklerini terk etmelerini istemek değil, bu kimliğe saygı duyarak, ayrıca içinde yaşadıkları kentte ait olarak bir kimlik oluşumu için de çalışmalarıdır. Bilindiği gibi günümüz yönetim anlayışı sosyal paydaş kavramı üzerine şekillenmektedir.

Sosyal paydaşları ile sağlıklı iletişim ve birliktelikler kurabilen kurumlar kalıcı ve başarılı ve etkin olabilmektedirler. Kent halkının yani sosyal paydaşlarının desteğini ardına alan belediye, kent problemleri üzerine daha cesaretle gidebilir ve köklü çözümler üretebilir.Kentlerimize sahip çıkmak onun geleceği ile kendi geleceğimiz arasında anlamlı köprüler oluşturmamız gerekir. Bunun yolu ise katılımcı olmaktan geçmektedir.

Dolayısıyla Kentlerimiz birlikte yaşadığımız, geleceğimizi bina ettiğimiz, hatıralarımız ve hayallerimizle dolu mekânlardır. Bu mekânların yaşanılabilir kılınması bizim kendimize evlatlarımıza ve gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzdur.Sahiplenmediğimiz kent kendimize yapacak olduğumuz en büyük kötülüklerdendir.Her şey gönlünüzce olsun. 06.04.2009