7
Ara
2012
0

Kentlileşme

Kentlileşme iki aşamayı kapsamaktadır. Birincisi, kentte gelen insanların, kentte kalmasına karar vermesi, ikincisi ise ekonomiktir. Birincisi, kentte kalıcı olmayı düşünmeyen kişilerin kentli olma, kentti sahiplenme gibi bir düşüncesi olmayacağı için, geleceğini köyünde değil de, geldiği kentte olduğuna inanan insanlar, kendilerini kent ile bütünleştirecektir. İkinci ise, kişinin kentte yaşamasını anlamlı kılacak bir iş sahibi olması ve bu işinde kentli tarafından olumlu görülmesidir. Tabiî ki, bireylerin kentlileşebilmesinin önemli unsurları arasında eğitim ve kültür düzeyi de önemlidir. Ama bunlar uzun vadede elde edilebilen özelliklerdir. Kişinin kendini kentte karşı sorumlu hissetmesi kentlilik bilincinin gelişmesini sağlayacaktır.

Bu bilinç kentlileşme sürecini tabiî ki hızlandıracaktır.Ülkemizde yoğun bir göç olayı yaşanmıştır. Göçle birlikte hem göç veren, hem de göç alan yerde son derece karmaşık sonuçlar ortaya çıkmıştır.

Ortaya çıkan toplumsal sorunlar, davranışlar, kurumlar üzerinde etkili olmuştur. Köyden şehre gelenler kamu kurumlarınki hizmet talebinde yoğun bir patlama olmuştur. Köyde yaşayan bir kişinin devletten talep ettikleri son derece sınırlı ve sayılı hizmetlerdir. Yol su elektrik ve camisine imam istemekle yetinmektedirler. Oysaki bu insanlar şehre geldiğinde kamudan talep edeceği hizmetlerde bir patlama yaşanmaktadır.

Caddeler su ve kanalizasyon çöp, okul kütüphane, güvenlik eğitim ve bunun gibi daha pek çok hizmetleri isteyerek bir talep patlaması ortaya çıkmaktadır. Şehir bir tasarımın ve hesabın ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. Şehrin yapay ve tasarım ürünü olan ortamında, yaşamak zorunda bırakılan şehir insanının davranışları da yapaydır.

Doğallıktan uzak ve çoğu kez yapmacık abartılı olmaktadır. Kentlerin hızlı bir şekilde büyümesi birbirlerini yakından tanıyan insan birlikteliğini ortadan kaldırmıştır. Mahalleler aşırı büyüme ile anlamını kaybetmiştir. Artık birbirini tanıyan mahallelerin yerini, komşusunu bile tanımayan insanlar almıştır.

Akraba ve komşuluk yerini iş arkadaşlığına bırakmıştır. Burada da samimi dostluklar yerine rekabet hâkimdir. Buda ilişkilerde güvensizliği doğurmuş olup, güvensizliğe dayalı bir yüzeysellik meydana gelmiştir. Tabiî ki Büyük şehirlerde hızlı kentleşmenin getirdiği bir kültür şoku yaşadığı hepimiz tarafından bilinmektedir.

Dolayısıyla ortaya çıkan bu kültür boşluğu, hızla oluşan bir kuralsızlığı da beraberinde getirdiği aşikârdır. Gecekondu kültürü dediğimiz kültür ise, köyden de kentten de farklı bir kültüre sahip olduğunu ve bununda bir geçiş kültürü olduğunu yaşayanlar ve paylaşanlar çok rahatlıkla söyleyebilir. İşte bu insanlar yeni bir kent kültürü edinerek, birbiriyle entegre olabilmesi orada yaşayan insanların haklarıdır.

İnsanların yaşadıkları kentle ve kent halkıyla bütünleşebilmeleri kentleri koruma ve geliştirme açısından çok önemlidir.Kentleşmeden sonra, kentlileşme sürecini de sizlerle paylaştık. Her şey gönlünüzce olsun. 01.03.2009